GÜNÜN SÖZÜ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Sitenin varlığından haberli misiniz?
Paz Ara. 12, 2010 4:24 am tarafından melik

» Ufak tefek bazı değişikler.
Perş. Kas. 25, 2010 3:36 am tarafından ozkaan

» BAŞARILAR:
Ptsi Kas. 08, 2010 12:55 am tarafından ozkaan

» İĞRENÇ ESPRİLER
Cuma Kas. 05, 2010 7:37 pm tarafından menzile

» kelime üretme oyunu
C.tesi Eyl. 11, 2010 11:54 pm tarafından muhittin

» katılımsız programlar
C.tesi Haz. 12, 2010 12:20 am tarafından ozkaan

» Ispanaklı yumurta oyunu
Cuma Mayıs 14, 2010 2:24 am tarafından ozkaan

» Öğrencim İlayda Bayrak şiirini okuyor
Cuma Mayıs 14, 2010 2:07 am tarafından ozkaan

» Benim Öğrencilerim. Nasıl oynamışlar... finale dikkat
Cuma Mayıs 14, 2010 1:29 am tarafından ozkaan

Istatistikler
Toplam 38 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: çiko

Kullanıcılarımız toplam 1721 mesaj attılar bunda 506 konu

ALLAHI SEVİYORDUM SANIRDIM

Aşağa gitmek

HERKES ALLAHI SEVİYORDUM SANIRDIM

Mesaj tarafından sibel Bir Çarş. Haz. 10, 2009 8:53 pm

Allahı Seviyorum Sanırdım






Sevmek çok zor ama bir o kadar da şerefli bir duygudur. Zordur; çünkü sevmek, sevilenle seven arasında menfaate dayalı olmayan bir ilgiyi gerektirir. Karşılıklı fedakârlığı, vefayı gerektirir.
Cefaya karşı sabrı, sert rüzgârlara karşı dağılmamayı gerektirir. Sevmek, sevileni kırmamayı, ona karşı yanlış yapmamayı, kendi isteklerini sevilenin isteklerine tercih etmemeyi gerektirir.


İsterseniz çocuğunuzu, isterseniz eşinizi, isterseniz bir canlıyı, çevreyi veya başka bir şeyi sevin. Sonuç değişmez.
Hayatın zor labirentlerinde bu emaneti yitirmeden yürümeniz şarttır.
Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim…
Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim, belki sevginin esası olan sevgiden bahsedelim. Yüce Allah’a karşı hissetmemiz gereken sevgiden…


Şimdi şöyle bir soru sorsam ve desem ki
“ Allah’ı seviyor muyuz?” İnanıyorum ki hepimiz “ Elbette Allah’ı seviyoruz” diyeceğiz. “ Allah sevilmez mi, O’na kurban olalım!” deriz. Bu duygumuzda samimiyiz de. Çünkü hiç kimse “ Allah’ı sevmiyorum” demez, diyemez. Hiç inanmayan bile böyle bir cümlenin yüküne talip olamaz, olmamalıdır da.
O zaman ikinci soruyu soralım ve “O zaman sevgi nedir?” diyelim. Veya bizim sevmemiz yeterli mi? O’nu sevmek mi önemli, yoksa O’nun tarafından sevilmek mi?


Ne dersiniz, bütün bu sorulara bir çırpıda makul cevaplar verebilecek miyiz?
Dilerseniz gelir İslâm tarihinin ölümsüz şahikalarından enfes satırlar okuyalım. Bakalım sevgiye nasıl bir anlam yüklemiş büyükler?
Bistamlı Beyazıd sevgi sanılan boş bir kuruntunun, duvarların yüzüne çarparken unutulmaz bir ders verir:
“ Allah’ı seviyorum sanırdım! Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş. Allah bir kulu severse, onun kalbini kendisi ile meşgul edermiş”
Doğrudur…

Bistamlı Beyazıt’ın dediği gibi, sevgi eğer sevilenin sevgisini getirmeyecekse, boş bir kuruntudur. Allah’ı o kadar seveceksin ki, neticede O sizi sevmeye başlayacak. O zaman sizin sevginiz, O’nun sevgisine mahkûm olur. İşte o zaman O’nun gören gözü, işiten kulağı, yürüyen ayağı olursunuz.

Fudayl bin Iyaz’ın, sevgiyi tarif eden dokunaklı sözleri ruh dünyamızda depremler meydana getirecek kadar derindir. Şöyle diyor;
“ Allah’ı seviyormuyuz diye sorarlarsa sus, konuşma. Evet dersen, tavırların evet diyenlerinkine benzemiyor ki! O zaman da münafıklara, sahtekârlara benzersin!”


İşte size Bağdatlı Cüneyd’in cümleleri, Mevlana’nın ufkunu ne kadar da çok hatırlatıyor:
“Şu kalp Allah’a aittir. O’na sakın yabancıyı sokma!”
Sevgide dozu iyi anlamak şarttır. Sevgi teslimiyet ve tam bir tevekkülü gerektirir. Gayrisinden hicret ve fıkrat (ayrılık) gerektirir. Koşmak, koşmak, koşmak ve yine koşmak gerektirir.
Sevginin kapısı hiç kapanmaz zira. Kapıyı kapalı zannediyorsanız, sevgiliyi tanımıyorsunuz demektir. Belki de kapısı kapalı olan sevgili değildir, sevgili olamaz…

Salih Mürri, bir gün vaaz ediyor camide. Ümitsizliği kıracak sözler kullanıyor, ümidin kapılarını açıyor. Ümitsizliğin yakan bir ateş olduğunu anlatıyor. Bunu da şöyle formüle ediyor:
“ Ümitsizliği yenin. Bir insan Yüce Allah’ın kapısını ısrarla çalarsa, kapı mutlaka bir gün açılacaktır!”


Sözler böyleydi ve doğruydu da. Ama cemaatin arkasında bir kadın vardır ve onun dünyasında ayrı, apayrı fırtınalar kopmaktadır. O, Salih’in durduğu yerde değildir. Birden ayağa kalkar ve seslenir:
“ Daha ne zamana kadar böyle demeye devam edeceksin? O kapı hiç kapanmadı ki açılsın!”

Evet; sevgilinin kapısı hiç kapanmaz. Zaten kapısı kapanacak sevgili, sevgili değildir.
Öyle bir sevgili sevin ki, herkesin kapısı kapandığında bile O’nun kapısı açık dursun!

Doç.Dr.Nihat Hatipoğlu
avatar
sibel
Seçkin Üye
Seçkin Üye

Mesaj Sayısı : 233
Yaş : 37
Nerden : konya
Kayıt tarihi : 19/12/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz