GÜNÜN SÖZÜ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Sitenin varlığından haberli misiniz?
Paz Ara. 12, 2010 4:24 am tarafından melik

» Ufak tefek bazı değişikler.
Perş. Kas. 25, 2010 3:36 am tarafından ozkaan

» BAŞARILAR:
Ptsi Kas. 08, 2010 12:55 am tarafından ozkaan

» İĞRENÇ ESPRİLER
Cuma Kas. 05, 2010 7:37 pm tarafından menzile

» kelime üretme oyunu
C.tesi Eyl. 11, 2010 11:54 pm tarafından muhittin

» katılımsız programlar
C.tesi Haz. 12, 2010 12:20 am tarafından ozkaan

» Ispanaklı yumurta oyunu
Cuma Mayıs 14, 2010 2:24 am tarafından ozkaan

» Öğrencim İlayda Bayrak şiirini okuyor
Cuma Mayıs 14, 2010 2:07 am tarafından ozkaan

» Benim Öğrencilerim. Nasıl oynamışlar... finale dikkat
Cuma Mayıs 14, 2010 1:29 am tarafından ozkaan

Istatistikler
Toplam 38 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: çiko

Kullanıcılarımız toplam 1721 mesaj attılar bunda 506 konu

mayın ve hudut

Aşağa gitmek

HERKES mayın ve hudut

Mesaj tarafından muhittin Bir Çarş. Haz. 03, 2009 8:15 pm

Bahçeli ne diyor, umrunda olan var mı?

Mayın temizleme konusunda sorulan sorulara verilecek veya verilemeyecek cevaplar önemlidir. Devlet Bey ciddi kişilikli olan, boşa konuşmasını sevmeyen biridir. Onun sorduğu sorular ve eğer cevap verilse de verilmese de yapılacak açıklamalar, ülkemizin nereye doğru gittiğini gösterecektir.

Halis Demiray

Mayın temizleme konusunda sorulan sorulara verilecek veya verilemeyecek cevaplar önemlidir. Devlet Bey ciddi kişilikli olan, boşa konuşmasını sevmeyen biridir. Onun sorduğu sorular ve eğer cevap verilse de verilmese de yapılacak açıklamalar, ülkemizin nereye doğru gittiğini gösterecektir.


Bahçeli ne diyor, umrunda olan var mı?



Ülkemiz yoğun, derin, planlı programlı, çelişkili, tartışmalı günlerini yaşamaya devam ediyor. Nedir önemli konu başlıkları?

“Kürt sorunu” ve “mayınlı arazilerin temizlenmesi.”


Alında bu tartışmalar yeni olmayıp, zaman zaman nabız yoklamak için ortaya atılmış konulardı. Zaten ülkemizin bekası için bunun ne kadar önemli olduğu ortada değil miydi?

Ergenokon operasyonu yapılır, bu işin Kürtlerle ilgili kısmına dokunulmaz. Mafya operasyonu yapılır, sadece milliyetçiyim diyenler temizlenir. Yeni zenginleşen iş adamlarına bakarsınız, hep Kürtlerin ön plana çıkarılmaya çalışıldığı görülür. 7 yıldızlı otel sahibi bir kişi nereli, kimdir, dersiniz? Ya otoparkların sahipleri? Gazino, pavyon, turizm tesisi sahiplerine ne demeli? Yeni yapılan fabrikalar!...

Gazetelere bakıyorsunuz, Kürt sorunu diye bir şey var, ortalıkta dolaşıyor. Bu sorun nedir ne değildir, tartışan yok. Söylenen zorlukları Anadolu’nun vefakâr, cefakâr halkı da yaşıyor. Bahsi geçen sorunlar, birilerinin bu olayı suistimâl etmesiyse, alın size bir fırsat. Ergenekon kapsamında bunu temizleyebiliyor musunuz, görelim hadi… Başka ne kaldı ki geriye?

Cumhurbaşkanı “Kürt sorunu” diyor. Özel seçilmiş bir yer olan Kuzey Irak’da “Kürt Konferansı” düzenleniyor. Hatta cumhurbaşkanı buraya giderken “Kürdistan” deme cüretinde bile bulunuyor. Dünya üzerinde, bütün devletlerin tanıdığı bir Kürdistan devleti diye bir yer var mı?


Şimdide mayın tarlası ortaya çıktı. Aslında bu konu da yeni değildir. Hafızamı yokladığımda, mayın tarlası işinin, eğer yanılmıyorsam 2003-2004 yıllarından beri ara ara gündeme sokulmaya çalışıldığını hatırlıyorum.

Tarımla ilgili sempozyum, kongre gibi organizasyonlarda, bazı kişilerin ellerinde birer CD ile dolaştıklarını görüyordum. Ben de bu CD’lerden aldım ve izledim. Güneydoğu sınırlarımızın olduğu yerlerde, mayınların temizlenmesi ve buralarda organik tarım yapılması konu ediliyordu.

Organik tarım bu. Adı insanların kulağına hoş gelecek. Kimse karşı çıkmayacak.


O bölgenin halkı, normal tarımı başardı da şimdi hatta o yıllarda organik tarım yapacaktı. Ne garip değil mi?


Yıl 2009, hala mayın tarlasında organik tarım yapılmaya çalışılıyor. Temizlenecek ve yapılacak. İsrail firmalarınca mayın temizlenecek ya, temizledikten sonra 44 yıl tarım yapılacak. Kim için yapacak? Belli değil mi?


Peeh pehhh peehhh… Ne güzel bir tarım politikası değil mi? Tarımı yöneten veya yönetirmiş gibi yapan Tarım Bakanı’na da bakın. Tam bulmuşlar, ağzı var dili yok bir adamı. Eee ne de olsa Başbakan onun adına karar alıyor?

Aslında, bu mayın temizleme işine, neden Suriye sınırı diye iyi analiz etmek gerekiyor. Bu olaya başka bir açıdan bakılırsa, Türkiye Suriye’ye de kötülük yapacak bilmeden. Çünkü, Suriye ile ilişkilerimiz sürekli düzeliyor. Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanlar sürekli gidip geliyor. Bunda bir sakınca yok, gitsinler ticaretimizi geliştirsinler. Gitmelerini başkalarının istediğini düşünmek bile istemiyorum.

Bunlarla birlikte, bu gidiş gelişlere kimseler bir şey demiyor. Ne Davos’da konu mankeni olan İsrail ve Devleti’nin Başkanı, ne de ABD ve Obama. Durum böyle olunca Türkiye sınırını rahatlatmak da güzel (!) olacak. Kimse buna da bir şey demiyor.

Mayınların temizlenmesini kim yapacakmış? Başbakan kesinlikle yabancılara, İsraillilere vermeyeceğiz, Türkler yapacak, ordumuz yapacak demediğine, diyemediğine göre, herhalde İsrailliler yapacak.

Hani RTE diyorya “burada İzak çalışmayacak, Ahmet, Mehmet çalışacak” Demekki ihalenin verileceği yer de hazır gibi.


İyi de neden İsrail!


Dünya dengelerine bakılırsa görülür. Ee bu durumda Suriye, daha doğrusu Suriye Halkı ne oluyor? Ne yerine konuluyor? Hörmetli (!) Eş Başkan yaparsa iyi yapar (!)….

Devlet Bahçeli Bey, bu haftaki grup konuşmasında, bir hafta değil, aylarca gündemde kalacak, kalması gereken, kalabilmesi gereken bir konuşma yaptı, daha önce defaaten söylediği gibi. Bu konuşmaları değerlendirecek işbirlikçi, yandaş medya gibi bir medya gücü olmayan ülkücüler ne yapabilir ki! Bu gücü kuramayanlar aynaya bakmalıdırlar, bu da ayrı bir konu.

Bence Bahçeli; kesin, net, kulak ardı edilmemesi gereken düşüncelerini ortaya koyuyor. Milletimiz, toplumumuzun duyarlı kesimleri, ne dini, ne de milli bazı duyguları istismar etmeden, kişisel hınçlarını bir kenara bırakarak meselenin üzerine gitmelidir.


Mayın temizleme konusunda “İzak çalışmayacak, Ahmet, Mehmet çalışacak” diyen RTE’ye bazı kesimler tepki verdi. Ve özellikle kendi yandaşları diyebileceğimiz Yeni Şafak ve yazarları, Zaman ve yazarları başta tepki verenlerden. Özellikle burada Zaman Gazetesi, direkt tepki vermese de karşı olduğunu, bana göre haberlerinde gösteriyor. Bu da Fethullah Hoca’nın da bu duruma karşı çıktığı şeklinde değerlendirilebilir (mi)? Bana göre öyle ama ilerleyen zaman bunu daha net gösterecektir. Zaten son haberlere göre bu konudaki yasa tasarısı da geri çekilmiştir.

Gelelim şimdi Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasında söylediklerine. O konuşmadan bazı alıntılar yaparak kısa değerlendirmeler yapalım. Bu konuşmanın tam metnini de www.etikhaber.com sitesinde bulabilirsiniz.

“Geçtiğimiz altı buçuk yılın tahribatı ile dış baskılara boyun eğen, etnik bölücülüğe şirin görünerek ucuz siyasi hesaplar peşinde koşan AKP hükümeti, Türkiye'yi uçurumun kenarına kadar getirmiştir.”


“Mücadelede başarının önündeki engellerden en önemlisi, terörizm ile bölücülük arasındaki ilişkiyi algılamakta sorun yaşayan, bölücülüğü masum talepler olarak görmek isteyen siyasal iktidarların varlığıdır.”
avatar
muhittin
Süper Üye
Süper Üye

Mesaj Sayısı : 320
Yaş : 21
Kayıt tarihi : 27/12/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HERKES Geri: mayın ve hudut

Mesaj tarafından muhittin Bir Çarş. Haz. 03, 2009 8:15 pm

AKP’ye ve Hükümet’in bazı kilit noktalarına bakıldığında, Devlet Bey’in “bölücülüğü masum talepler olarak görmek isteyen siyasal iktidarların varlığıdır.” sözü hiç de yabana atılamaz.

“2002 yılında AKP hükümetinin işbaşına geldiği dönemde, terör eylemleri ülkemiz ölçeğinde "sıfır" denebilecek bir seviyeye indirilmiş, terör destekli bölücülük zayıflamıştır. Bu dönem içinde, teslim oldukları Avrupa Birliği sürecinin hız ve ivme kazandırdığı bölücülük giderek yaygınlaşmış ve aleni hale gelmiştir. Federasyon ve ayrılma talepleri olarak dillendirilen ihanet beyanları bile demokrasi ve sözde barış adına hoş karşılanır olmuştur.”


Televizyonlarda adı tartışma programı olan yayınlarda geçmişin düzen solcuları, şimdiki düzen için bu federasyon tartışmalarına izin vermiyorlar mı? Ağızlarına geleni söylemiyorlar mı?


“Eli silahlı teröristlere karşı yürütülmesi şart olan kapsamlı askeri harekâttan ısrarla kaçınılmış, yüzlerce vatan evladımızın şehadetinin vebali ve mesuliyeti taşınarak terörle sözde silahsız bir mücadele yolu denenmek istenmiştir.”


“Yaptığı yanlışlarla terörü ve bölücülüğü dirilten iktidar bugün Kandil'den gelen kuryelerin mesajlarını uygulamaktan başka çaresinin kalmadığı bir darboğaza, kendi ayakları ve rızası ile girmiştir.”


Bir iktidar için bunların söylenmesi, üzerinde tekrar tekrar düşünülmesi gereken bir vakadır. Kandilden gelen kuryeler var ki Devlet Bey bunu söylüyor. Ayrıca bunu sadece kurye bazında düşünmemek de gerekiyor. Kurye Kandil’den çıkıp geliyor şeklinde düşünen halkımız, Başbakan’ın beyaz blöflerini yutuyor. Bu demektir ki iktidar bir yerlerden gelen emirler silsilesi ile çalışıyor. Bu, olmayan Kürt sorunu ile ilişkilendirilirse, ortalıkta dolaşan söylemleri birileri yönetiyor. Ama bunun bizim milli gücümüz olmadığı kesin…


“Bin yıldır bu topraklarda Türk milleti kimliğinde buluşarak muazzam eserler oluşturan beşeri beraberlik Türkiye'nin varlık ve bekasının temel dayanağı ve vazgeçilmez kudreti olmuştur. Bu bakımdan, yedinci iktidar yılına doğru ilerleyen AKP zihniyetinin sürekli olarak gündemde tuttuğu etnik temelli ayrışma ve ayrıştırma çabaları, tehlikeli bir sürece girildiğini göstermektedir.”


Bu durumda sormak gerek, mevcut iktidar bazı siyasileri bilerek, isteyerek, mecburen, her ne şekilde olursa olsun vazgeçememe sebebi bu tespitle mi ilgilidir?


“AKP zihniyeti, "Türk milleti" kavramından duyduğu anlaşılmaz rahatsızlığın eseri olarak sosyo-kültürel bir zenginlik olan millet mefhumunu baştan beri ırk ve kavim körlüğü içinde değerlendirme yanlışına düşmüştür. Özellikle Başbakan Erdoğan'ın defalarca tekrarladığı "36 etnik grup iddiaları, "Türkiyelilik" sloganları, alt-üst kimlik hezeyanları bölücülüğün ülkemizde seksen yılda aldığı mesafeden daha fazla tahribatın yolunu açmıştır.”


“Daha, 1991 yılında bir siyasi partinin İstanbul İl Başkanlığı döneminde iken hazırlattığı raporda yer alan ve yıllarca saklı tuttuğu niyetlerini hükümette iken uygulama arayışına girmiş ve maalesef mesafe almıştır.”


Bahçelinin bu tespitlerine bir de şuradan bakalım mı? Graham Fuller, RTE’yi İstanbul İl Başkanlığı zamanında keşfetmedi miydi?


Devlet Bey’in mayınlı alanların temizlenmesiyle ilgili görüşlerine de kısaca değinelim. Bu konuda bir de kanun tasarısı verilmişti. Neden bunun için kanun çıkamaya teşebbüs ettiler bunu da ayrı bir konu olarak mutlaka ele alınması gerekir. Zira Hükümet ihale konularında mimlidir. Mayında ihale ile temizlenmeyecek mi?


“Başbakan'ın muhalefetin direnişi karşısında öfkeye kapılarak ‘altı madde için iki hafta, dört günümüzü aldılar’ diye yakınması aczini gösteren kara mizah örneği olarak siyasi tarihimize geçmiştir.”


“Sınır boyunca yıllar içinde döşenmiş mayınların temizlenmesi, bizim de parti olarak desteklediğimiz ve önemsediğimiz bir husustur. Taahhüt ettiğimiz uluslararası sözleşmelerle bu alanın mayınlardan arındırılmasının gerektiğinin de farkında ve şuurundayız. 176 kilometre kare olduğu ifade edilen bu atıl arazinin bu haliyle Türk ekonomisi açısından bir kayıp olduğunu da kabul ediyoruz. Yine, temizlenmiş arazilerin tarıma açılarak ülke ekonomisine katkıda bulunulmasına yönelik bir itirazımızın da olması söz konusu değildir.”


Evet, bir gerçeğin altını çiziyor Bahçeli, bu konulara karşı geliyor değil. Temizlemeyelim mi yani demeye hiç hakkı yok RTE’nin. Devam ediyor devlet adamı zihniyetiyle:


“Bizim anlayamadığımız nokta, temizlenecek bu arazilerin tarımsal kullanım haklarının hülle yöntemiyle yabancı firmalara verilmesi arayışındaki ısrardır.”


Eyvahlar olsun denmez mi bu duruma. Hülle yapmaya niyetliler. Öyle kürsüden İzak İzak dediğine aldırış etmemeli milletimiz.


“AKP hükümetinin mayın temizleme işini milli kurumlara veya bu alandaki uzmanlığı bilinen NATO'ya bağlı bakım ve ikmal ajansına bırakmayıp, özel bir şirkete vererek yap-işlet-devret modeliyle organik tarıma açma ısrarı, bu işin önceden bir İsrail firmasına bağlandığına ilişkin kuşkulara güç kazandırmıştır.”


“Mayını temizleme işlemi ile temizlenmiş araziyi 44 yıllığına tarımsal kullanma hakkını aynı paket içinde geçirme kurnazlığına soyunan hükümetin bu tavrını milli menfaatler kapsamında yorumlamak asla mümkün değildir.”


Şimdi öneriniz yok mu diyenlere de cevap veriliyor bu cümlelerle. Ancak anlayışlı özürlü kişiler bunları anlayamıyor. Öneri olduğu gibi adamı yerin dibine sokacak ithamlarda var cümlelerde. Bir dizi de soru yöneltiyor MHP lideri:

1. Mayın temizleme ile araziyi tarım amaçlı kullanma gibi iki alakasız konu, neden bir arada değerlendirilmek istenmektedir?


2. Arazinin kullanımı için tanınan kırk dört yıllık süreyi belirleyen maliyet hesabını kimler, hangi yöntemleri kullanarak yapmışlardır?


3. Hükümetin ihale için öne sürdüğü şartlardan biri olan Ottowa Sözleşmesi'nin gereği bu ise, bütün sınırlarda 2014 yılına kadar yapılması gereken mayınların temizlenmesi işi neden sadece Suriye sınırını kapsamaktadır?


4. Yalnızca tarımsal üretimi için tahsis edilen arazide bulunabilecek yeraltı zenginliklerinden yararlanmada; söz konusu ihaleyi alan firmanın bu imkânları karartmasının, örtmesinin veya yasadışı kullanmasının kontrolü nasıl yapılacaktır?


5. Milli güvenliği yakından ilgilendiren bu konunun, yalnızca Maliye Bakanlığı'nın faaliyeti olarak görülmesi ve kalkındık, zenginleştik denildiği bir ortamda para yokluğu bahane edilerek yap-işlet-devret yöntemi kullanılması gerçekçi ve inandırıcı bir gerekçe midir?


6. Türkiye ile Suriye arasındaki sınır gibi çok hassas ve stratejik açıdan en önemli topraklarımızı, yarım yüzyıllığına yabancı firmaların kontrolüne vermenin nasıl bir mazereti olabilir?


7. Maliye Bakanı'nın ifade ettiği gibi, hem mayın temizleme ve hem de tarım faaliyetlerine vakıf bir yerli şirketin olmaması durumunda, Türkiye kendi topraklarındaki mayınları, yabancı şirketlerin menfaatleri için mi temizletmek istemektedir?


Bir konferansında Turhan Çömez, Cargill’in Bursa’daki arazisi için Tarım Bakanlığı koridorlarında şirketin temsilcilerinin dolaştığını söylüyordu. Hatta bu konuda oluşturulan bir komisyonun başkanına da sormuş, “bunlar ne yapıyor” diye. Aldığı cevap “araziyle ilgili düzenleme yapıyorlar, engel olamıyoruz” olmuş.


Turhan Çömez’e Ergenekoncu, ona mı inanacağız diyenler olabilir. İyi de bu adamların verdiği bilgiler de istihbarat bilgisi, bunların karşısındakilerinki de. Beni bilgi ilgilendirir. Cargill arazisine ne oldu diye baksınlar, Turhan Çömez haklımı değil mi görürler.


Yukarıda sıralanan soruların cevaplarında da bu tür bir durum var mıdır dersiniz? Devlet Bey ciddi kişilikli olan, boşa konuşmasını sevmeyen biridir. Bence vardır. Yok diyenler tekrar tekrar düşünsünler, bu ülke için de mutlaka düşünmelidirler.


Konuşmasında AKP’yi önemli uyarlar da yapan Bahçeli; “Başbakan'a ve AKP milletvekillerine çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, bu kanunu geri çekin. Türk milletinin yüksek menfaatlerini savunmak adına ettiğimiz yemini yabancı şirketlerin çıkarlarına feda etmeyin. Gelecek kuşaklar nezdinde zan ve töhmet altında kalmayın. Bu konuyu vicdanlarınızda bir kez daha sorgulayın. Yanlıştan dönün. Türk milletinin, Türk devletinin menfaatlerine olacak şekilde yeniden düzenleyin. Eğer bu kanun bu şekilde geçerse Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yeni bir kara lekesi olarak alınlarına çalınacak ve Meclis tarihine geçecektir.”


Başbakan ve AKP, verilen tepkilerden dolayı geri adım attılar gibi duruyorlar. Ancak İsrail için çalışanlar veya bu sınırdan menfaati olanlar boş durmayacaklardır. Bu konuyu durmadan gıdıklayacaklardır. Bizlere de uyanık olmak düşmektedir. Son cümlemiz yine Bahçeli’den olsun:


HUDUT KUTSALDIR. HUDUT BİR MİLLETİN NAMUSUDUR
avatar
muhittin
Süper Üye
Süper Üye

Mesaj Sayısı : 320
Yaş : 21
Kayıt tarihi : 27/12/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HERKES Geri: mayın ve hudut

Mesaj tarafından ruveydaa Bir Perş. Haz. 04, 2009 9:10 am

dayıcım, şimdi açıkca yazdıkların çok uzundu hepsini okumadım ama benim aklıma mayın temizlemek diyince; kürtleri mayınlı tarlalara sürecen böylece 2 yönlü temizlik yapmış olunacak. haksızsam haksızsın dee.
avatar
ruveydaa
Aktif Üye
Aktif Üye

Mesaj Sayısı : 156
Kayıt tarihi : 06/01/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HERKES Geri: mayın ve hudut

Mesaj tarafından muhittin Bir Perş. Haz. 04, 2009 7:44 pm

aslında dogru diyorsun yav iyi bir formül hemde ucuza maal olur.
avatar
muhittin
Süper Üye
Süper Üye

Mesaj Sayısı : 320
Yaş : 21
Kayıt tarihi : 27/12/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz